Common Beginner Turkish Verbs – Part 2

Common Beginner Turkish Verbs – Part 2

Here’s how to learn these words:

Listen to the LessonListen and do shadowing

Read the ArticleRead while listening

Download PDF FileDownload the PDF

Do Your HomeworkDo your homework

Download PDF FileDownload the PDF

This is a free lesson:

Don’t Do TheseDON’T modify/re-upload/sell

Do ThesePrint the PDF for own use

Do TheseShare the section page

Register or log in to download

(Soru) sormak

To ask (a question)

Öğrenci elini kaldırdı ve soru sordu.

The student raised his hand and asked a question.

Cevaplamak

To answer

Çok zor bir soruyu cevapladı.

She answered a really hard question.

Açmak

To open

Evin penceresini açtı.

She opened the house’s window.

Kapamak

To close

Çıkarken kapıyı kapamayı unutma.

Don’t forget to close the door when exiting.

Doğmak

To be born

Ben İstanbul’un küçük bir kasabasında doğdum.

I was born in a small village in Istanbul.

Ölmek

To die

Ünlü yazar öldükten sonra unutulmadı.

The famous writer wasn’t forgotten after he died.

Dikmek

To sew, to erect

Adam yırtılan ceketini dikti.

The man sewed his ripped jacket.

Biçmek

To mow, to harvest

Genç oğlan para kazanmak için çimleri biçti.

The young boy mowed the lawn to earn money.

Havalanmak

To take off, to boast

Uçak ne kadar sakince havalanıyor, değil mi?

The plane is taking off really calmly, isn’t it?

Uçmak

To fly

Uçakla mayı sever misin?

Do you like flying with a plane?

İnmek

To land

Bir saat içerisinde piste ineceğiz.

We will land on the runway in an hour.

Yüzmek

To swim

Eğer yüzmeyi bilmiyorsan bu kadar derine gelme.

Don’t come this deep, if you don’t know how to swim.

Batmak

To sink, to submerge

Denizaltı suyun içine battı.

The submarine submerged into the water.

Davet etmek

To invite

Yılbaşı balosuna davet edildin mi?

Were you invited to the New Year’s Eve ball?

Reddetmek

To reject, to deny

Kız, oğlanın çıkma teklifini reddetti.

The girl rejected the boy’s date offer.

Açmak

To open

Kapıyı açmak için lütfen tuşa basın.

Please press the button to open the door.

Kapamak

To close

Dışarısı çok soğuk, lütfen pencereyi kapa.

It’s cold outside, please close the window.

Giymek

To wear

Dışarı çıkmadan önce üstüne montunu giy.

Wear your coat before going outside.

(Kıyafet) Çıkarmak

To take off (clothes)

İşten eve gelen adam, üstündeki gömleği çıkardı.

The man coming home from work, took off his shirt.

Barışmak

To make peace

Sevgililer en sonunda barıştı.

The lovers finally made peace.

Savaşmak

To make war, to fight

İki düşman ülke 10 yıldır savaşıyor.

Two enemy countries have been fighting for 10 years.

Saygı duymak

To respect (someone)

En çok saygı duyduğum insan annemdir.

The person I respect the most is my mother.

Umursamamak

To not care

Dediğim hiçbir şeyi umursamıyor.

She doesn’t care about anything I say.

Hoşlanmak

To be attracted to

Ayşe, Ahmet’ten çok hoşlanıyor.

Ayşe is really attracted to Ahmet.

Sevmemek

To not like

İstiridye yemeyi sevmiyorum.

I don’t like eating oysters.

Boyamak

To paint

Duvarları maviye boyadı.

She painted the walls blue.

Silmek

To erase

Defterine yazdığı notları sildi.

He erased the notes he wrote on his notebook.

Haşlamak

To boil

Her sabah kahvaltı için iki yumurta haşlarım.

Every morning I boil 2 eggs for breakfast.

Kızartmak

To fry

Patates kızartmayı çok severim.

I love frying potatoes.

Buğulamak

To stew

Taylandlılar yemeklerini buğularlar.

Thai stew their foods.

Kavurmak

To roast

Genç kız eti kavurduktan sonra yemeği servis etti.

The young girl serviced the dish after roasting the meat.

Sevinmek

To rejoice, to be glad

Sonunda mezun olduğuna çok sevindim!

I’m really glad that you finally graduated!

Üzülmek

To be sad

Lütfen üzülme, sınavı bir dahaki sefere geçersin.

Please don’t be sad, you’ll pass the exam next time.

Ağlamak

To cry

Filmi izleyen kız bol bol ağladı.

The girl who was watching the film cried a lot.

Gülmek

To laugh

Nedense, seni her gördüğümde gülüyorum.

For some reason, I always laugh whenever I see you.

Gülümsemek

To smile

Gülümsemek için bir sebep arama.

Don’t search for a reason to smile.

Sırıtmak

To grin

Niye sırıtıyorsun? Bir şey mi oldu?

Why are you grinning? Did something happen?

Şaşırmak

To be surprised

Bu saatte seni gördüğüme çok şaşırdım.

I’m surprised to see you at this hour.

Kırılmak

To be offended, to be broken

Çok kırıldım! Nasıl öyle düşünebilirsin?

I’m really offended! How could you think like that?

Korkmak

To be scared

Korkma, ben arkandayım.

Don’t be afraid, I’m behind you.

Bağırmak

To shout, to scream

Bağırmana gerek yok, seni duyabiliyorum.

You don’t have to shout; I can hear you.

Haykırmak

To shout out, to squeal

Dağlara tırmanıp senin adını haykırmak istiyorum.

I want to climb mountains and shout out your name.

Fısıldamak

To whisper

Ders sırasında lütfen aranızda fısıldamayın.

Please do not whisper amongst yourselves during class.

Sıkılmak

To be bored

Her gün aynı şeyi yapmaktan sıkılmıyor musun?

Aren’t you bored of doing the same thing every day?

Yorulmak

To be tired

Çok yoruldum, eve gelir gelmez hemen yatacağım.

I’m really tired, I’ll go to bed as soon as I get home.

Utanmak

To be shy, to be embarrassed

Utanma, git onlarla arkadaş ol.

Don’t be shy, go befriend them.

Zevk almak

To enjoy

Spor yapmaktan zevk alıyor musun?

Do you enjoy doing sports?

Perişan olmak

To be miserable, to be devastated

Boşu boşuna hastanede perişan oldum.

I was miserable at the hospital for nothing.

Gerilmek

To be stressed, to stretch

Neden bu kadar gerildin? Sadece bir aşıydı.

Why are you so stressed? It was just a vaccine.

Rahatlamak

To relax

Rahatlamak için hamama gitmeyi severim.

I like to go to the hammam to relax.

Do Your HomeworkHomework Time

Good job! Now it’s homework time:

Learn New VocabularyReview the vocabulary again

Do Article ExercisesDo this vocabulary’s exercises

Become a premium member and get access to the homework section and much more!

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments